Netflix, Keira Knightley’in başrolde yer aldığı yeni gizem-gerilim filmi 10 Numaralı Kamara’yı (The Woman in Cabin 10) izleyiciyle buluşturdu. Ruth Ware’in çok satan romanından uyarlanan yapım, kâğıt üzerinde heyecan verici bir projeydi. Ancak film, beklentileri karşılamaktan oldukça uzak kalıyor.
Rehber
Lüks Yatta Başlayan Kabus
Film, gazeteci Laura Blacklock’un (Knightley) yaşadığı travmatik bir olayın ardından daha “hafif” bir haber görevi almasıyla başlıyor. Laura, milyonerlerle dolu lüks bir yatın tanıtım gezisine davet ediliyor. Ancak gece boyunca bir kadının denize atıldığını gördüğünü iddia etmesiyle işler karışıyor. Gemide yapılan sayımda tüm yolcuların eksiksiz olduğu söylenince, Laura kendi akıl sağlığından bile şüphe etmeye başlıyor.
Gerilim Yerine Durgunluk
Bu tür filmlerin başarılı olabilmesi için seyircinin “kahraman doğruyu söylüyor mu?” ikilemine çekilmesi gerekir. Ancak 10 Numaralı Kamara, bu belirsizliği hiç yaşatmıyor. İzleyici, daha ilk yarıda Laura’nın doğruyu söylediğinden emin oluyor. Böyle olunca da gerilim unsuru neredeyse tamamen kayboluyor.
Kalan sahnelerde ise yalnızca zengin ve umursamaz karakterlerin, gerçekleri inkâr edişini izliyoruz. Film gizemli bir atmosfer kurmak yerine, düz ilerleyen bir hikâyeye dönüşüyor.
Güçlü Kadro, Zayıf Senaryo
Filmin en dikkat çekici yönü elbette kadrosu. Keira Knightley’e Kaya Scodelario ve Paul Kaye gibi tanıdık isimler eşlik ediyor. Ancak senaryo ve yönetim zayıflığı, bu yetenekli oyuncuların potansiyelini boşa çıkarıyor. Filmin ilk saati, ciddi bir tempoya ihtiyaç duyarken fazlasıyla tekdüze ilerliyor.
Sürprizler Var Ama Yetmiyor
Eğer kitabı okumadıysanız, filmin twist anı sizi kısa süreliğine şaşırtabilir. Bu bölüm gerçekten iyi düşünülmüş. Ancak film bu etkiyi hemen açıklayarak boşa harcıyor. İzleyicinin o anı sindirmesine izin vermeden, mantıksız bir final perdesine geçiyor. Son yarım saat ise tamamen absürtlüğe dönüşüyor — bir yandan eğlenceli, ama aynı zamanda ciddiyetini kaybediyor.
Sonuç: Haftasonu İzlenir, Ama Unutulur
Yaklaşık 90 dakikalık süresiyle 10 Numaralı Kamara, haftasonu tembelliğinde “arkada oynasın” tarzı bir film olarak izlenebilir. Ancak izledikten birkaç gün sonra büyük ihtimalle aklınızda hiçbir şey kalmayacak.
Ruth Ware’in romanı, sürükleyici bir psikolojik gerilim iken; Netflix uyarlaması, güçlü oyuncu kadrosuna rağmen vasat bir deniz yolculuğuna dönüşüyor.